Kültürel Hissiyatlaşma

Hande Baysal

//Kültürel Hissiyatlaşma

Ben küçükken “brakisefal kafası var sizde” derdi hocam. O zamanlar bilmiyorum tabi o kelime ne anlama geliyor. Şimdilerde anlar oldum o kelimenin ne anlama geldiğini; “bilgiye aç ve açık, oksijenli beyin” demek istermiş meğer. Yabancı bir kelime nerden bileceksin. Duymadım ki daha önce böyle bir şey. Toroslarda dağın eteğinde yetiştik biz. Fariske diye adlandırdığımız bir belde vardı. O vakitler yılda bir festival olurdu. Hep de harman zamanına denk düşerdi. Öyle beş-on korumasıyla ünlü sanatçılar gelmezdi. Halkın sanatçıları gelirdi. Halkla iç içe olan, onlardan kaçmayan, onların içinde yetişmiş sanatçılar gelirdi.

Musa Eroğlu, Bedia Akartürk gibi. En güzel türkülerini seslendirirler, halkın sesi olurlardı. Pazar kurulurdu erkenden, herkes en yeni kıyafetlerini giyerdi. Bizlerde köyden traktöre doluşur giderdik tabi emekçi aile çocuğuyuz, araba o zamanlar lüks maldı (belki de hala öyle) ama ortak mutluluklarımız vardı, kaybolmamış toplum değerlerimiz vardı.

Aslına bakarsanız şimdi size bunu niye anlattığımı bende bilmiyorum. Büyük bir ihtimal Musa Eroğlu dinlediğim için, daha da büyük bir ihtimal kaybolan değerlerimizi yad etmek için. Hep nerden geldiğimi unutmamam gerektiği söylenirdi küçükken en büyük ihtimal bu olsa gerek. Hasankiyalar derler bize. Aslımız yörükmüş sonra sonra öğrendim. Dağ çocuklarıyız. Emekçi ailelerin çocuklarıyız. Brakisefal kafalı Toros çocuklarıyız biz! (Değil hepimiz)

Çocukluğumuzda kazandığımız değerlerin, geleneklerin, kültürlerin, türkülerin batılılaşma dediğimiz silahla, hem toplum olarak hemde kişisel olarak içimizde ölmesine izin vermeyelim!

Bir toplumun zenginliği hisse senetleri değil, hissi senetleridir.

2019-01-18T22:55:20+00:00

Yorum Yaz