Avrupa’nın Yeşil Cenneti: Slovenya

Sümeyye Başaran

//Avrupa’nın Yeşil Cenneti: Slovenya

Merhaba. SİYAMDER’i temsilen gittiğimiz “What Drives You(th) Crazy” isimli projedeki anılarımı anlattığım yazıyı Nancy Sinatra – These Boots Are Made for Walkin‘ parçasını dinleyerek okumaya başlamanızı rica ediyorum.

No Excuse Association tarafından gençlerin akıl sağlığı ile alakalı Erasmus+ plus projesi için 5 bahtsız bedevi olarak düştük Slovenya yollarına. Şehri tanımak, doğal güzelliklerini görmek için etkinlikten iki gün önce Betül, Hakan ve Sümer ile sabah 6 daki uçağımıza binmek üzere havaalanında buluştuk. “Uçağın kalkış saatine daha 8 saat var ” diye hayıflanırken, dönüş uçağı için 24 saat öncesinden havaalanında bekleyeceğimizi hiç düşünmezdik.

2 saat süren yolculuğumuzun sonundaki Alp Dağları’nın büyüleyici görüntüsü bana hoşgeldin hediyesi oldu. Havaalanından Ljubljana şehir merkezine gitmek için daha önceden araştırdığımız firmaya gidip diğerlerine nazaran yarı fiyatına bindik. Gideceğiniz yeri önceden araştırmanın faydaları çok. Merkeze indiğimizde daha önceden ayarladığımız hosteli, yine tedbirli davranıp önceden indirdiğimiz çevrimdışı haritaların yardımıyla aramaya başladık. Konsoloslukların arasındaki hostelimize giderken devlet binalarının bizim ülkemizdeki gibi sıkı koruma şartlarına sahip olmaması dikkatimi çekti. Köprüleriyle meşhur küçük ve şirin kentin meydanını akordeon ezgileri kaplıyor. Binaların estetik görüntüsü ve neredeyse her binanın üzerindeki heykellerin şehre kattığı ekinsel hava hoşuma gitti.

Akşam yabancı öğrencilerle sohbet edip, diğer günün planını yaptık. Sabah cuma günleri kurulan yöresel yemekler alanında mürekkep balığının mürekkebiyle yapılmış dürüm ve japon makarnası yedik daha doğrusu yemeye çalıştık vee aç kaldık. Sonra Slovenya’da bolca bulunan göllerden biri olan Bled’e doğru yola çıktık. Bisiklet kiralayıp gölün etrafında turlarken manzaranın tarif edilemeyecek güzelliğini aklımıza ve tabii ki fotoğraflara kazıdık. Polislerin burada saat 3e kadar çalıştıklarını öğrenince şaşırdık. İleride Bled’e, Preseren tatlısını tekrar yemeye ve v(n)akit yetersizliğinden dolayı yapamadığımız sporları yapmak için tekrar geleceğim.

Proje günü okunuşunun bırejitze olduğunu uzun uğraşlar sonucu öğrendiğimiz Brezice’ye gittik. Şehir merkezine geldiğimizi bile farkedemediğimiz, kasaba gibi görünen şehre geldik. Aynı proje için gelen arkadaşlarımızla tanışmaya başladık. Akşam yemeğini görünce hepimizin gözlerinde “eyvah bi hafta boyu aç kalacağız” anlamında bakışlar belirdi. Neyse ki diğer günler bizim için vejetaryen yemeği verdiler.

Tanışma, kaynaşma etkinlikleri ve projenin tanıtımıyla başladığımız günün sonunda kültür gecesi düzenledik. Türkiye’den Türk kahvesi, kestane şekeri, lokum, pişmaniye, helva ve tabii ki Yalova Geceleri götürdük. 9 ülkenin kültürel lezzetlerini tattık, ülkeleri hakkında bilgi sahibi olduk ve yöresel danslarımızı sergiledik. Diğer günlerde ise gençlerin akıl sağlığı üzerine sivil toplum kuruluşlarının yapabilecekleri şeyler hakkında beyin fırtınaları, grup çalışmaları yaptık, derneğimizi tanıttık, yaptığımız çalışmalardan bahsettik, . Eğlenceli etkinlikler, bilgilendirme konuşmaları, workshoplarla geçen hafta da proje arkadaşlarımızla birbirimize çok ısındık. Orada olduğumuz sırada Halloween gününe denk gelmemiz güzel bir şanstı. Projenin son gününde mükemmel haftanın bitişinin üzüntüsü içimizi kapladı. En mümkün zamanda tekrar görüşme sözü alarak vedalaştık.

Gezmek için iki günümüz daha vardı ve henüz planı tam anlamıyla yapamamıştık. Brezice’den herhangi bir yere gidiş olmadığı için sabah erkenden Ljubljana otobüsüne binmek üzere yürümeye başladık ancak 2 dakika ile otobüsü kaçırdık. İşte tam bu noktada başladı bahtsızlıklarımız. Buradan sonrasını Roy Orbinson-Crying dinleyerek okumanızı rica ediyorum. Diğer otobüse 2 saat olduğu için küçük ve kimsesiz terminaldeki koltuklarda biraz uyumak istemiştik. Ta ki 5 tane polis içeriye operasyon yaparcasına girene kadar. Yarım saat sorgulandıktan, pasaport kontrolünden sonra kaçak olmadığımızı anlamaları üzerine gittiler. Hakan ve Betül ile birlikte bi önceki akşam Venedik’e gitmek için yolumuzu hatta kalacağımız otelin rezervasyonunu yapmıştık ancak bi aksilikten dolayı iptal etmiştik. Sabah Venedik’te son 20 yılın en büyük felaketi olduğunu, 18 kişinin hayatını kaybettiğini öğrenince ağlasak mı gülsek mi bilemedik. Ljubljana’ya vardığımızda İtalya’nın bir diğer kenti Trieste’ye gidebilmek için araba kiralama servisi aramaya başladık. Ancak saat 2 de bütün işyerlerinin kapandığını, bir tek havaalanında açık bulabileceğimizi öğrenince, son otobüsle düştük airport yollarına. Tabi bu arada saat geç olmuştu. Araba kiralamak için nakit kabul edilmediğinden bu plan da tutmadı ve aklımızda soru işaretleri uçuşmaya başladı. Nerede kalacağız ? Nasıl Ljubljana’ya döneceğiz? Uçağa 24 saat var ne yapacağız? Airportta kalmaya karar verdik. Gece yarısı güvenlik görevlisi gelip havaalanını kapatacağını söylediğinde az önceki soru işaretleri tekrar uçuşmaya başladı. Havaalanını üzerimize kilitlemesi için görevliyle anlaştık. Zaman geçirmek için 3 bahtsız başladık hayat hikayelerimizi anlatmaya ve tabii ki asla tutmayacak olan diğer gün planını yapmaya. Diğer gün düştük yine Ljubljana yollarına dünyanın en uzun mağarası Postojna’ya gitmek için otobüse bindik. Otobüs kalkmak üzereyken Hakan telefonunu kaybettiği için otobüsten indik. Artık bu şanssızlıklar bize komik gelmeye başlamıştı. Ljubljana’nın müzelerini, ünlü caddesi Metelkova’yı gezmeye gittik. Bütün müzelerin o gün için ücretsiz oluşu şanslı olduğumuz ender anlardandı. Nihayet günü bu şekilde tamamladık ve ülkemize döndük.

Proje sırasında hala iletişimde olduğumuz sıkı arkadaşlıklar, güzel deneyimler edindim, projenin amacı olan gençlerin mental sağlığını etkileyen şeyler hakkında fikir sahibi oldum ve çok eğlendim. Ülkenin fazla temiz olması, geri dönüşüme çok önem vermesi beni çok etkiledi. Hatta bu insanlar nerede Let’s Do It yapıyor diye düşünmekten kendimizi alıkoyamadık 😀 Türkiyenin de bu konuma gelmesi için elimden geleni yapmayı kendime hedef belirledim. Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.

2019-01-17T20:05:23+00:00

Yorum Yaz