Aşkın Tepesi: Pierre Loti

Yusuf Balay

//Aşkın Tepesi: Pierre Loti

Haliç ile göz göze geldiğimiz, İstanbul’u ayaklarımızın altında hissettiğimiz büyüleyici tepe; Pierre Loti… Huzurun, temiz havanın, yeşillik ve manzaranın buluştuğu müthiş tepe. İstanbul deyince akıllara gelen şahsına münhasır bir mekan.

Gezmek ve yeni yerler keşfetme duygusuyla arayışta olan, dönemin sömürge ülkesi Fransa’da yaşayan bir genç. Bu arzusunu gerçekleştirmek için en iyi yol Fransız donanmasına katılmak! İşte bu efsanevi tepe adını daha yirmili yaşlarda okyanuslara açılan yakın zaman seyyahı olarak adlandırabileceğimiz Fransız yazar Pierre Loti’den alır. Asıl adı Louis Marie Julien Viaud’dır. Birçok kez İstanbul’a gelen Pierre Loti, İstanbul’a ilk kez 1876 yılında Fransız bir gemide subay olarak gelir. Aynı zamanda yazar olan Loti, İstanbul’a geldiği zamanlarda Osmanlı’nın yaşam biçiminden, sosyal yaşantısından etkilenip bunu eserlerine de yansıtmıştır. İstanbul’da bulunduğu zamanlarda Eyüp’te yaşayan yazar kendisini Türk dostu olarak nitelendirirdi. Pierre daha sonraki yıllarda devlet konuğu olarak davet edilmiş olup Sultan Reşat tarafından Saray’da ağırlanmıştır. Bu olay üzerine Divan yolu caddesindeki caddelerden birine “Pierre Loti Caddesi”, Eyüp’te bir tepe de bulunan ve Pierre Loti’nin çok sevdiği ve kitaplarını da yazdığı daha önce ”Rabia Kadın Kahvehanesi ” olarak bilinen kahvehaneye de ”Pierre Loti Kahvesi” ismi verilmiştir. İstanbul’u adım adım gezip notlar alan Loti, aynı zamanda Selanikli biri ile evli olan Aziyade isimli bir kadına aşık olur ve romana aşık olduğu kadının ismini verir. Hatta bu tepeye Aziyade hanım sayesinde müdavimi olduğu söylenir ve Pierre Loti gece vakitlerinde buraya gelip İstanbul’u seyre dalardı.

Gözlerinizi kapatıp, yüzünde denizin rüzgarını hissedip, çayını yudumlamak isteyenler soluğu bu tepede alırlar. Tepeye çıkmak için ilk önce mezarlıkların arasından tepeye doğru uzanan Arnavut kaldırım taşlarından oluşan yokuşu tırmanmanız gerekir. Ağır ağır çıkacaksınız bu yokuşu! Kendinizi yol boyunca tarihte seyir ediyor gibi hissedeceksiniz. Sağlı sollu yatan mezar taşlarına göz atın. Bir tarafta 74 Yıllık ömrünü vatan uğruna geçiren Maraşel Fevzi Çakmak’ı görürken, bir tarafta

”Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar.
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.”

dizeleriyle İstanbul sevgisini anlatan Üstat Necip Fazıl Kısakürek’i göreceksiniz. Yokuşu tırmanırken tam bir soluklanayım dediğiniz noktada sizi Kaşgarlı Murtaza Efendi Tekkesi karşılar.

Pierre Loti kahvesine giden yolda her iki caddeye açılan avlu kapısı vardır. Bu tekkenin yapımına 1744’te başlanıp bir sene de bitirilmiştir. Murtaza Efendi ise 1747 senesinde vefat edip, Kabri tekke haziresine konmuştur. Vakıf sahibi Murtaza efendi Nakşibendi tarikatının Mekke-i Mükkereme’de Şeyh Ahmet Yedest ‘de ahz eylemiştir Tekkenin içerisinde ki camiinin minberi ve avlusunda şadırvan Ve şeyhlere mahsus hanesi dahi vardır. Kapısındaki Çeşme’nin suyu da yazları oldukça soğuktur. Çatkapı ziyaret gittiğinizde size bir bardak çay ikram etmek için hazırda bekleyen dervişlerin karşıladığını göreceksiniz. Pierre Loti tepesine çıkarken bu tekkede bir çay molası verdikten sonra yolunuza devam etmenizi tavsiye ederim. Tekkeden çıkıp kısa bir müddet yürüdükten sonra Pierre Loti tepesine vardığımız sinyallerini almaya başlarsınız. Mısır, simit ve pamuk şeker satan tezgahlar yokuşun bittiği noktada belirmeye başlar. Kafasında Osmanlı feshi, boynunda fotoğraf makinesiyle insanların bu güzel manzarada pozları çekmeye talipli şipşak fotoğrafçılar görürsünüz.

Pierre Loti tepesine vardığımızda istediğimiz bir simit ile bir çay içmektir. Fakat haftasonu buraya gelmeyi düşünüyorsanız bu o kadar da kolay değildir. İstanbul’da yaşayanlar huzur kokan bu manzara için evlerinden erkenden çıkıp yola koyulmuşlardır. Pierre Loti Kahvesi ağaçların gölgelediği, tahta masaların ve masaların üstündeki kırmızı-beyaz kareli örtülerle sade ve şirin havasıyla insanı rahatlatan bir atmosferi vardır. Çayınızı ve simitinizi alıp o tahta masalardan birine oturduğunuzda Haliç ile göz göze gelip İstanbul’u doyasıya temaşa edebilirsiniz.

Aziz İstanbul’un her köşesi farklı bir değer ve anlam barındırıyor. Tarihler boyunca tüm dünyanın gözü ve aklı bu eşsiz coğrafyada olmuş ve tıpkı Pierre Loti ve niceleri bazen bizden daha fazla kıymet ve değer vermişlerdir. Bizler ülkemizin güzelliklerine sahip çıkmalı ve bu zenginliğimizi dünyaya tanıtmak adına çaba sarfetmeliyiz. Ülkemizin gündüzü ayrı gecesi ayrı güzellikler saklıyor. Sizler de Pierre Loti’nin yaptığı gibi bu tepeden bir gece vakti keşfedebilirsiniz İstanbul’u. Tıpkı Yahya Kemal’in dediği gibi

Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.

YUSUF BALAY

2019-02-05T11:57:44+00:00

Yorum Yaz